İletişim Teknolojileri ve Internet: Eleştirel bir Perspektif Doç.Dr. Ümit ATABEK G.Ü.İletişim Fakültesi Eski Yunancadan gelen techno kelimesine, bilgi anlamına gelen logos sonekinin eklenmesiyle oluşan teknoloji kelimesi, bir mal veya hizmeti üretmenin toplumsallaşmış bilgisini ifade eder ve çoğu zaman teknik kelimesi ile aynı anlamdaymış gibi kullanılır. Oysa teknik ile teknoloji arasındaki fark, sözkonusu bilginin toplumsallaşması noktasındadır(1) ve teknolojiden bahsederken, herhangi bir şeyi elde etmenin ve üretmenin bilgisinin toplumsal bir bağlamda oluştuğu, üretildiği ve kullanıldığı vurgulanmaktadır. Bu nedenle sözkonusu bilginin, dolaysısıyla da teknolojinin, üretimi, transferi, mülkiyeti gibi toplumsal düzeyde varlık bulan bir takım olgular sözkonusudur. Temel bilimlerden elde edilen bilgilerin uygulamalı bilimler yoluyla toplumsal üretime uygulanması sürecini içeren teknoloji, toplumsal gelişmeyle, dolayısıyla da toplum bilimleriyle yakından ilgilidir. Genel olarak teknoloji için bu söylediklerimiz özel olarak iletişim teknolojileri için de aynen geçerlidir. Üstelik iletişim teknolojileri, toplumsal bir süreç olan kitle iletişimini mümkün, faal ve sürekli yenilenen şekil ve içerikle daim kılabildiği için toplumsal yapıların yeniden üretimine katkısı nedeniyle de toplumbilimin temel araştırma konularından bir olmak durumundadır. Teknolojiler üretim süreçleriyle doğrudan ilişkilidirler. Bu ilişki, hem teknolojilerin mal ve hizmet üretimindeki en üst düzeydeki rolü, hem de teknolojilerin üretiminin karmaşık yapısı nedenleriyle, dikkat çekicidir. Bu açıdan, teknolojileri üretimde kullananlar ve teknolojiyi üretenler açısından teknolojinin mülkiyeti çok önemlidir. Bu nedenle, patent, fikri mülkiyet gibi konular giderek önem kazanmakta ve modern toplumlar bu alanda bir çok yasal düzenlemeye gitmektedirler. Teknolojik gelişmelerin giderek hız kazanması karşısında da yapılan düzenlemeler sürekli yenilenmektedir. Öte yandan teknolojinin mülkiyeti uluslararası platformda da bir sorun haline gelebilmekte, devletler ulusal teknolojik çıkarlarını koruyucu bir takım tedbirler almaya yönelmektedirler.(2) Ayrıca uluslararası ekonomik eşitsizliklerin teknolojik alanda da sürekli gündemde tutulduğu, Birleşmiş Milletlerin UNCTAD ve UNIDO çerçevesinde bu konuya özel bir önem verdiği görülmektedir.(3) Teknolojiler bir yandan ulusal çıkarlar doğrultusunda korunup geliştirilirken diğer yandan da uluslar-üstü bir niteliğe de bürünmektedir. Hem çokuluslu şirketlerin mülkiyetinde geliştirilen teknolojiler,(4) hem de kendi doğası nedeniyle ulusal sınırlar içinde korunamayacak nitelikteki bir takım teknolojiler(5), ulusal teknoloji politikalarının anlamlılığını bir bakıma tartışılır hale getirebilmektedirler. Teknolojinin mülkiyeti ile doğrudan ilgili bir konu da teknoloji transferidir. Teknoloji transferi, yeni bir teknolojinin üretim için kullanılmak üzere bir bedel ödeyerek alınmasını içerir. Genellikle daha ucuz ve kaliteli bir üretim için yapılan bu transfer, transfer edene bir takım yasal ve mali sorumluluklar getirmesinin yanı sıra, üretim artık transfer edilen teknoloji çerçevesinde gerçekleştirileceği için, sözkonusu teknolojiyi üreten ile kullanan arasında bir başka düzeyde de bağımlılık ilişkisine neden olur. Bu bağımlılık ilişkisinin teknoloji transfer eden açısından en kötü yönü, teknolojiyi üretenin bir süre sonra, daha yeni bir teknolojiyi de üretebilmesi nedeniyle, transfer edenin yeni teknolojik gelişmelere ulaşabilirliğini kontrol edebilmesidir. Uluslararası boyutta azgelişmiş ülkelerin sürekli gelişmiş ülkelerin eski teknolojilerine mahkum olmaları gibi şikayetleriyle sıkça karşılaşılmaktadır. Ancak teknolojiyi üretmeyip transfer eden ülkeler açısından bir ilginç nokta da, teknoloji üretip kendi ürettikleri teknolojileri kullanan ülkelerin yeni bir teknolojiye geçmelerinin bazı üretim türleri için çok zor ve pahallı olabilmesi nedeniyle transfer eden ülkelerin daha şanslı olabilmesidir. Teknoloji üretiminin de, üretilen bu teknolojinin kullanılır hale getirilmesinin de maliyetleri vardır. Özellikle çok hızlı gelişen teknoloji alanlarında bu maliyet daha da önem kazanır ve teknoloji üreten bir ülke, teknolojinin ekonomik ömrü(6) dolmadığı için yeni teknolojiye geçme kolaylığına, teknoloji üretmeyip transfer eden bir ülkeninki kadar sahip olmayabilir. Teknolojik ilerlemenin büyük ölçüde kamusal yatırımlara bağlı olması gerçeği(7) karşısında, teknoloji politikalarını belirleyenlerin teknoloji üretimini bu yönüyle de değerlendirmeleri zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak yine de bu tür durumlar, teknoloji üretenin, transfer edene karşı üstünlük kurması genel eğilimini değiştirir nitelikte değildir. Teknolojilerin mülkiyeti ile ilgili bir başka nokta da, teknoloji kullanımının ortaya çıkardığı sosyo-psikolojik olgulardır. Teknoloji üretmeyip transfer eden toplumlardaki yabancılaşma, gerek üretim süreçleri gereksede üretilen mal ya da hizmetin kullanımı bakımlarından, teknolojiyi üreten toplumlardakinden farklı bir görünümde ortaya çıkabilmektedir. Kara taşıt araçlarındaki süslemelerin Hindistan'daki durumu çarpıcı bir örnektir. Öte yandan, teknoloji üretenlerin içinde bulundukları yarış da ulusal gurur bağlamına çekilebilmekte, yarışın bazı evrelerinde, örneğin ABD'nin Yıldız Savaşları projesinde olduğu gibi, kaynakları bir yönüyle savurganca kullanan, sonra da gündemden düşü(rülü)p popülerliğini yitiren "mega" projeler ortaya çıkabilmektedir. Sosyo-psikolojik açıdan teknoloji konusunda değinilmesi gereken bir nokta da teknolojiler üzerine yapılan mistifikasyonlar ve oluşturulan mitlerdir. İyi-kötü, doğru-yanlış, eski-yeni vb. sıfatlar kullanarak bir teknolojiyi betimlemede yapılan mistifikasyonlar bir yana, teknolojinin üretim ilişkilerinden tamamıyla bağımsız olduğu, teknolojinin her şeyi belirlediği gibi önermeleri içeren ve teknolojizm(8) diye isimlendirebileceğimiz mistifikasyonlar dikkat çekicidir. Teknolojik mistifikasyonların en sık iletişim teknolojileri alanında ortaya çıktığını özellikle belirtmek gerekiyor. Bu tür mistifikasyonların, sözkonusu teknolojilerin var olan güçlerini ve sınırlarını görmemizde önemli bir engel teşkil etmesi, bu mistifikasyonların ve bunlarla ilintili illüzyonların(9) ciddi bir şekilde eleştirilmesini zorunlu kılıyor. Bu açılardan bakıldığında iletişim teknolojilerinin son harikası internet de eleştirel bir toplumsal perspektifle ele almamız gereken bir olgu. İnterneti oluşturan teknolojilere çok az bir katkısı bulunan Türk toplumu bu medyayı aşırı bir iyimserlik ve hevesle kullanmaya hazır. 1980'lerin başında bir tuşa dokunarak dünyanın işlemini yaptırabileceğimizi sandığımız bilgisayarlarda Türkçe karakter sorununda karşılaştığımız yılgınlığı hatırlarsak, 1990'larda internetin dünyanın bilgisini önümüze sunacağı düşüncesinin bilgi toplumu düşüne dönüşmesini dikkatle izlemeliyiz. Gerçekten de internet, dünyanın "bilgisini" bize sunabilen bir medya. Ancak sunulanlar (aralarında örneğin www.playboy.com, www.cnn.com da var) "masa-üstü sömürgecilik" gibi kavramların dahi ortaya atılmasını haklılaştıracak kadar malum bilgiler. Öte yandan edu, gov ve org domainler ile com domain arasındaki oran giderek sonuncu lehine değişirken internetin mevcut ulusal ve uluslararası yapıları ve süreçleri yeniden üretici bir işlev üstlenmekten başka bir işe yaramayacağı ve asla alternatif bir iletişim ortamı olamayacağı yönündeki kuşkular artıyor. Hatta cyber patrol gibi bir ölçüde fantazik oluşumların yanı sıra, her mesajın, göndericisinin ve alıcısının "log"unun tutulabilmesi, sonuçta internetin sanıldığı kadar özgür iletişime olanak vermediği hatta giderek "big brother" için mükemmel bir aygıt olduğu ileri sürülebiliyor. Ancak yine de internet, bütün medya türlerini kapsayabilen, "kitle iletişimi" terimindeki "kitle"ye edilgin olmaktan kurtulma şansı veren, "iletişim" teriminde asıl olarak içerildiği gibi karşılıklılığı yerine getirerek "sanal" da olsa ortak bir anlam ve anlayış platformu oluşturabilmemize olanak tanıyan, bu nedenle de bir internet kamuoyuna ve demokrasisine vücut verebilen bir medya olarak, en az matbaanın icadı kadar etkili bir dönüşüme olanak verebilecek bir potansiyele sahiptir. Dipnotlar: 1 Jacques Perrin, Teknoloji Transferi, Cep Üniversitesi, İletişim Yayınları, İstanbul, 1992, s. 30. Biz burada "bilginin toplumsallaşması" kavramını, Gonod'un yaptığı yabancılaşmış/toplumsallaşmış bilgi ayrımından farklı olarak (bkz. P. Gonod, Clés Pour Les Transferts de Technologie, BIRD, New York 1974'den aktaran: Perrin, op. cit., s. 33) toplumsal sürecler içinde vücut bulmak bağlamında ele alıyoruz. Ayrıca teknik ve teknoloji ilişkisi konusunda bkz. Ahmet Demir, Çağdaş Teknolojik Gelişmeler: Sosyo-Ekonomik Etkileri İle, A.Ü.SBF Yayını, 1973, ss. 1-2. 2 Teknoloji casusluğu gibi zaman zaman spekülatif bir hal alan olguların yanı sıra, uluslararası boyutta teknoloji mülkiyeti bakımından devletlerin yönelimi daha çok teknolojinin transferinin ya da başkalarının mülkiyetine geçmesinin engellenmesi, örneğin bazı yeni teknolojik ürünlerin ihracının yasaklanması şeklindedir. Japonya-ABD teknolojik rekabetinin görünümlerinden biri de "liberal" ekonomik model uygulayan bu ülkelerin çoğu zaman yeni teknolojik ürünlerinin ihracına kısıtlama koymasıdır. 3 Perrin, op.cit., ss. 10-23. 4 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. C. Vaitos, "The Process of Commercilization of Technology in Andean Pact", in International Firms and Modern Imperialism, Hugo Radice (ed.), Penguin, 1979. 5 Örneğin uluslararası bilgisayar ağlarında kullanılan bazı bilgisayar yazılımları ile radyo dalgalarıyla yapılan dijital iletişimde kullanılan bazı şifreleme (encryption) teknolojileri. 6 Teknolojilerin ömürleri konusunda bkz. Carlota Perez ve Luc Soete, 1990. "Catching up in Technology: Entry Barriers and Windows of Opportunity", in Technical Change ..., (eds.) Dosi et all., Pinter Publishers, Londra, 1990. ss: 458-479. Teknoloji üretmenin maliyetine bir örnek de HDTV teknolojisinin başına gelenlerdir. HDTV, bu alanda hızla bir öncekini eskiten teknolojik yenilikler nedeniyle nihai kullanıcı standartları bir türlü oturtulamamış ve HDTV'nin geleceği giderek belirsizleşmiştir. 7 Jürgen Habermas, İdeoloji Olarak Teknik ve Bilim, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1993, s.77. 8 "jizm" ekinin yüklediği anlam için bkz. A. Şenel, "Teknedencilik, İndirgemecilik ve Biyolojizm", Bilim ve Ütopya, Eylül 1995, s. 8-9. 9 Elektronik ve iletişim teknolojilerindeki illüzyonlar konusunda bkz. Ian Reinecke, Electronic Illusions, Penguin, New York, 1984.